All Posts By

bazensusuyorum

İç Sesler

Sen herşeysin Beşiktaş! Seviyorum seni…

Yollarını eskittim,
her sokağına girdim,
her kaldırım taşından geçtim mutlaka
anılarımı gömdüm köşelerine
dostlarımı kazandım,
aşklarımı yitirdim sende,
nargilemin her dumanında biraz kirletsem de havanı
güneşin hiç örtülmedi
kolkola gezdik bazen sokaklarında
bazen de omuz omuza tezahuratlarla
sahilinde sabahladığım da oldu
aynı köşede sabahtan akşamı yaptığım da
şampiyonluğu da kutladım çarşında,
aşkımı da yaşadım
doğduğum günü de kutladım
uykumdan aldım
sokaklarına verdim
sende yürümeye başlamadım ama
senle büyüdüm
senle yaşlanıyorum
çoktur beslediğim martılarını simitle
çoktur sokağında yediğim sucuk ekmekler
dünya nasıl bir yer bilemem ama
sen iyisin,
sen benim ruhumun şekil bulmuş halisin
sen benim kalbim,
ruhum,
düşüncem,
hayallerim,
umutlarım
geçmişim
herşeyimsin Beşiktaş!
Sokağınla,
caddelerinle,
köşelerinle,
boğazınla,
martılarınla,
nargile dumanlarınla,
şampiyonluklarınla,
metin ali feyyazınla
süleyman sebanla,
pascal noumanla..
Ne bir semt?
Ne bir futbol takımı?
Ne bir spor kulübü?
Sen herşeysin Beşiktaş!
Seviyorum seni…

Çökmüşlükler

Havaya cemreler, içime hüzünler düşüyor bugünlerde!

Havaya cemreler, içime hüzünler düşüyor bugünlerde!
Bahar’ı en derinden hissetmek varken,
Sonbahar’ın gittikçe grileşen,  ağaçları öldüren, yaprakları döken, güneşi küstürüp, karanlıkları çöktüren bir virüsü yayılıyor içimde.
Ahmet Kaya çalıyor kulaklarımda, bir “yakarım geceleri” diyor, bir “yitirdim bahçeleri”…

Sahi insanın içindeki bahçeleri yitirmesi ne acı..
O bahçeler değil midir içinde yeşilliği, kuş seslerini, çocuk koşuşturmalarını, salıncakları, uçurtma uçurmaları barındıran?

Sonbahar çöküyor,
Umut beslemek varken, her yeni sigaramda biraz daha katran biriktiriyorum içimde…

Umutlarımı toprağa gömdüm,
Uzandım üzerine,
Gittikçe grileşen içimde şarkılar mırıldandım,

 

“Denizlerde dalgalandım taşları oymak için
Doruklara sevdalandım ışığa doymak için
Irmaklarda durulandım dağları duymak için

Şarkılar gelir geçer bir heceden bir heceye
Yüreğim yare yare yankılanır bin acıya
Gün olur ufalanır karanlıklar bin parçaya
Gün olur ufalanır karanlıklar bin parçaya

Ahmet Kaya”

 

Sonbahar’ın her bir yağmur damlası toprağı doyuruyor,
Gömdüğüm umutlarımı filizlerindiriyordu,
Ben bilmeden…

Bir gün…
Güneşin yakıcı ışıkları altında uyandım uykumdan,
Yemyeşil kaplamış her yeri umutlarım,
Kuşlara selam etmiş,
Cıvıltılar sarmıştı bahçemi…

İç Sesler

Rüyalar

Gerçekleşmesi mümkün olmayan zamanlarda rüyalarda buluşurduk seninle,

Belki de hiç gelmeyecek olmandandı, rüyalarıma bu kadar sık gelişin…

İç Sesler

Burnumda ölümvari bir havanın kokusu

Ölümden bu kadar korktuğu için mi sevmez insan geceleri?
Yoksa yalnızlığını yüzüne vurduğu için mi?

Gündüzün ışıkları altında kendini yalancı kalabalıklara atar insan,
Yalnızlığını örtmek için,

Gecenin karanlığında,
odanın tam da ortasında,
yere çömelmişken,
kendinle baş başa,
dışarıda yağmur da yoksa eğer,
ya da bir ses,
işte o zaman yalnız olmak mıdır acıtan?
yoksa ölümvari bir havanın kokusunu almak mı?

İnsan kendini sever mi?
Yoksa sevmek zorunda mı hisseder?

Kendini seviyorsa eğer,
neden baş başa kalmaktan kaçınır durur kendinden?

Bir başka ses, neden bu kadar rahatlatır içini -insanın?

Yaşla bir ilgisi olabilir mi tüm bunların?
İnsan yaş aldıkça,
ölümün kokusu daha da belirginleştikçe,
geceler daha mı yakın gelir?
Yoksa gündüzleri de burna gelen ölüm kokusu, günün ışıltısını mı örter?

 

Çökmüşlükler

Ölü insanlar görüyorum!

Ölü insanlar görüyorum,
hayatlarından vazgeçmiş,
hayallerini rafa kaldırmış,
geçmişinden kopmuş,
yaşadıklarını unutmuş,
kalbi kurumuş,

Yalnız insanlar görüyorum,
mutlu olduklarını sanıyorlar,
gidiyorlar olmadık zamanlarda,
dost değil, anı biriktiriyorlar,
gelecek değil, geçmiş inşa ediyorlar,

Düşünceli insanlar görüyorum,
kendi içinde boğulan,
hep kendilerine isterken,
dışarıya kapalı kalan,

Donuk insanlar görüyorum,
suskunluğu benimseyen,
beklemeyi hareket etmek sanan,
hayat ışıklarıyla beslenip,
çevresindeki tüm ışıkları emen,

Seven insanlar görüyorum,
giden,
gitmeyi, kalmanın ötesinde gören,

Cesur insanlar görüyorum,
ölümü yaşama tercih etmiş,
kalabalıklar arasında yalnızlığına gömülmüş,
düşüncelerinde kaybolurken, donup kalmış
sevdiğini sanarken, sadece tüketmiş.

Kendini sandığından hep farklı yaşayan, hep farklı görünen!

Çökmüşlükler

Bazen söylenecek çok fazla söz yoktur.

Bazen söylenecek çok fazla söz yoktur. Gözlerini kapatmalı, sadece dinlemelisin Barış’ı!

Hatırlarım bugün gibi sessiz geçen son geceyi
Başın öne eğik bir suçlu gibi bana verdiğin hediyeyi
İki küçük kol düğmesi bütün bir aşk hikayesi
İki düğme iki ayrı kolda bizim gibi ayrı yolda

Akşam olunca sustururum herkesi her her şeyi
Gelir kol düğmelerimin birleşme saati
Usul usul çıkarır koyarım kutuya yan yana
Bitsin bu işkence kalsınlar bir arada

Heyhat sabah gün ışıldar yalnız gece buluşanlar
Yaşlı gözlerle ayrılırlar düğmeler gibi
Bizim gibi bizim gibi ayrılırlar bizim gibi ayrılırlar