Mutlu olunca, sanki anormal bir şey varmış gibi hissediyor insan,
Eksikleri görmeye çalışıyor zihin,
Zihinle kalbi savaşa sokarsan,
Zihin her zaman kalbi yaralıyor,
Kalple zihin rakip değil,
Birlikte olduğunda anlamlandırıyorlar hayatı
Oysa alışmamış insan
Kalp ya da akıl arasında seçim yapmamız gerekiyormuş gibi
Şartlanmışız,
Zihne hakimiyeti verdikçe,
Zaman kayboluyor,
Ya geçmiş ya gelecek,
Ya pişmanlık ya kaygı
Kalp hep şu anda,
bazensusuyorum
hayat resmen kendini keşfetme, aslında Allah’ı keşfetme yolculuğu
Sen kendine duvarlar örersen, o duvarları yıkıyor, o da acılı oluyor
Anlatsa dinlerdim, çözüm bile bulurduk belki de.
Susmayı tercih etti önce,
sonra gitmeyi…
Gitmelere alışmıştım, yadırgamadım,
Sadece sorularıma cevap bulamamak incitmişti yüreğimi…
Seviyor muydu?
Ne istiyordu?
Yanlış olan neydi?
Neden bu duruma gelmiştik?
Neden kaçıp gitmeyi seçmişti ansızın?
Neden susmuştu?
Kalbimdeki mezarlıkta bir yer daha açtım,
Tüm soruları kefenledim… Gömdüm.
Sorularım! Meraklarım! Kirletmemeliydi duygularımı.
Belki bir gün dönecekti…
Bekledim!
Hani çok mutluyken
birden dona kalırsın da
içine karanlık çöker ya!
İşte öyle bazen…
Ben keşke demedim hiç hayatımda…
“Bazenleri” koydum yerine!
Bazen sevdim, bazen sevildim, bazen güldüm, bazense ağladım.
Ama hep doruklarda yaşadım hayatı.
Şimdi bir Cumartesi sabahı,
ben de isterdim içimde umutlarla uyanmak güne,
belki sen bile olabilirdin yanımda.
Olsun bazen de bir bardak çay yarenlik etmeli insana…
Yere düşen her bir yağmur damlası seni daha fazla hatırlattı bana bu akşam!
Neden mi?
Yine böyle yağmurlu bir akşamın evvelinde ayrılmıştık seninle…
Ve geçen her saniye, yere düşen her bir yağmur damlası seni daha da uzaklaştırmıştı bana…
bazı hisler o kadar uzakta kaldı ki,
hatırlayabilmek için içiyorum her gece,
her seferinde hatırlıyorum da,
sabahına içmişliğin unutkanlığı sarıyor etrafımı…
Sonra bir acı kaplıyor içimi,
Bir sonraki buluşmamız olan içmişlik ertesine kadar…
bazen yazacak çok şey var, susmak kadar iyisi yok.
bu küçücük şehirin, minicik sokaklarında, hiç karşılaşmıyor olmamız tam bir saçmalık!
kendimden korktuğum kadar, hiç korkmadım hayatımda!
Sonu gelmeyen bir zifiri karanlık gibi içim,
Karanlıklar biriktiriyorum ruhumda,
Hüzünleri alıyorum sineme,
Acıları katıyorum anılarıma,
Bir baktım ki,
Güzel anılarım dahi kararmaya başladı,
Şüphe ettim birden,
Karanlık olan anılarım mıydı?
Siyah bir pencere mi iniyordu yoksa gözlerime?
Sustum…
İç seslerimle boğuşmaya tutuldum,
tam nakavt edeceğim, sırtımda bir el,
tek bir iç ses beni karartırken, ikisiyle birden nasıl başa çıkacağım?
Güçlenmeliyim,
Ezildikçe güçleniyorum,
Güçlendikçe kaybediyorum,
Nakavta giden her yol, bir el daha ekliyor enseme,
Ezilmeye bıraktığımda kendimi,
Kaybediyorum,
Kalp çıkmak istiyor bedenden,
Kazananı olmayan bir oyun bu,
Sonsuz bir oyun,
Ben bu oyunun ta kendisiyim,
Senle ne zaman konuşmaya kalksak sessizlik kaplıyor çevremizi,
Sarılmak istesek kavga alıyor ardını,
Susmak istesek birden patırtı patlıyor,
Ayrılalım desek sarılırken buluyoruz kendimizi
Uzak kalalım derken baş başayız
Sence de çok saçma değil mi?
Biz senle ne zaman güzel bir vakit geçirmek istesek kara bulutlar biniyor tepemize,
Sen yokken sana şiirler yazıp, yüzüne bağırıp çağırmamı ben de anlayabilmiş değilim,
Konuşman gereken her anda susarken, konuştuğunda hep gitmekten bahsediyor olmanı sen anlayabiliyor musun?
Tepesi görünmeyen gökdelen bir bina ile hemen bitişiğindeki gecekondu gibiyiz
Birbirimize çok yakın ama çok farklıyız,
Uzaktan birbirimizi imrenerek izlerken,
Birbirimizden delicesine korkuyoruz,
İstanbul gibiyiz belki de seninle…
Birimiz parıltılı, şatafatlı sokaklar,
Birimiz hemen arkadaki tekinsiz sokaklar,
Sen sakinliğe özlem duyarken, ben ışıltıya aşığım…
Ama ne senin bu tekinsiz sokağa girecek cesaretin var,
ne benim o ışıltıya girebilecek kimliğim…
Senle bu kadar yakınken,
Uzaktan bu kadar severken birbirimizi,
Bir araya gelemememiz başka nasıl açıklanabilir ki?
Varsa yolu, sen söyle!
Gelecek planlarınız bugünü mutsuz ediyorsa, gelecekte de mutlu olamazsınız İyi bir adım atmak istiyorsanız, öncelikle bugünü güzelleştirin.
